4-5 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlikle ilgili de bilgi veren Başkan Türkmen şunları kaydetti; ?4 Eylül?de bir sempozyum olacak. Asıl yolculuk 5 Eylül?de Mihrimah Sultan Camii?nde kılınacak olan Cuma namazı sonrası, develer eşliğinde, aynen Osmanlı döneminde olduğu gibi, taklidi olmadan, orijinaline sadık kalınarak, giyim kuşamı, develeri ve hediyeleriyle yapılan bir yolculuk olacak. İstanbul İl Müftülüğümüzle birlikte, İstanbul Anadolu Yakası?ndaki bütün hacılarımızı Surre Alayı ile yolculayacağız. Üsküdar Belediyesi, Kültür ve Sosyal belediyeciliğin en güzel örneğini yapmaya devam edecek? Şeklinde konuştu
SURRE-İ HÜMAYUN NEDİR?
Tarih boyunca hac yollarının güvenliğini temin etmek ve haccın yapılacağı mekânlara hizmet etmek halife, sultan ve padişahlar için en büyük onur kabul edilmiştir. Bu onuru en görünür kılan her yıl hac döneminden önce Mekke ve Medine halkına dağıtılmak için gönderilen para, altın ve diğer eşyalar anlamına gelen surredir.
Dârüssaâde ağası tarafından düzenlenen surre merasimine padişah da katılır ve surre devesine yüklenen mahmilin de yer aldığı surre alayı Topkapı Sarayı?ndan çıkarak Sirkeci İskelesi?nden Üsküdar?a geçerdi. Padişahların Dolmabahçe veya Yıldız saraylarında ikamet ettiği yıllarda buradaki törenlerin ardından Beşiktaş İskelesi?nden Üsküdar?a geçilirdi. Surre alayı gidiş ve dönüşünde İstanbul halkının şahit olduğu, yılın en önemli, en çok itibar edilen ve Boğaz?ın her iki yakasında büyük kalabalığın iştirak ettiği, görkemli bir dinî merasimdi.
Hacca gidemeyen ve içinde hac özlemi bulunan müminlerin hediyelerinden de oluşan Sürre-i Hümâyun yolculuğu dua, tekbir, salatu selâm ve ilahilerle zenginleşirdi. Surre alayı Hicaz?a varıncaya kadar uğradığı her yeri şenlendirir ve Mekke-i Mükereme ile Medine-i Münevvere?de İslâm dünyasının dört bir yanından gelen Müslümanları bu coşkuya ortak ederdi.
HAREM, MEKKE İLE MEDİNE?NİN BİR PARÇASIYDI
Surrenin de içinde bulunduğu kervanın Hicaz?a uğurlanışı esnasında yaşanan coşkunun en canlı olduğu ve büyük hareketliliğin yaşandığı mekânların başında Haremeyn?e bitişik kara parçası olduğu için Harem adı verilen Üsküdar gelirdi. Çünkü asıl yolculuk burada başlıyor ve Kâbe toprağı adı verilen Üsküdar surrenin gönderildiği Mekke ile Medine?nin bir parçası sayılıyordu. Kafile Üsküdar?a geçtiğinden itibaren ulemâ, askerî ve mülkî erkan ile hazırladıkları hediye ve paraları surreye dâhil etmek için çabalayan halk Üsküdar sokaklarını şenlendiriyordu. Surre asırlar boyu bu ülkenin iman ve irfanını Mekke ile Medine?ye taşımıştır. Bu iki şehrin özlemiyle yananların aşklarını geçici de olsa söndürmüş ve Allah?ın misafir olmak ve Resûl-i Ekrem Efendimizin civarında bulunmak daima en büyük öncelik olmuştur.