Hayatınızda sürekli kafanıza takıp düşündüğünüz neler var?
Sürekli düşünme hali sorunları çözüme kavuşturuyor mu?
Sürekli düşünme hali zamanla zihnin bir oyunu halini almış olabilir mi?
Ve hatta, sorun çözme değil, bu durumdan beslenme şekli oluşmuş olabilir mi yaşamınızda?
Acaba çözümlere değil, sorunlara alışkanlık yaratmış olabilir mi? Bunu okuduğunuzda bile içsel bir
rahatsızlık verdiğine eminim. Hatta kaçma isteği, belki de hadi canım ne saçmalıyorsun diyenler de
olabilir. Ancak çözüm üzerinde değil de sürekli sorunu sarıp sarıp düşünme haline, acıdan beslenme
diyoruz. Acıdan beslenme günümüzün en moda hallerinden biri. Farkında olup, olmamaya da gerek
yok, öyle lüksler boşuna
Sadece hep benzer sorunları zihninizde çevire çevire düşünmeniz yeterli, şartlar kolay ve basit.
İşte bu durum, temelde çok ana problemlerden biridir ki çözüme değil soruna alışkın insanoğlu çözüm
noktasına ulaşmayı başaramadığında da şikayete başlar. Şikayet en olmazsa olmazlarımızdan,
çözümün baş düşmanı.
Ve ne tuhaftır ki, şikayet edenler çoğu zaman kendini haklı görmekten hoşlandıkları için bu ciddi bir
döngüdür yaşamlarda.
Baksanıza, basit bir zihin konuşması, aldı bizi nerelere kadar getirdi, ve devam etsem inanın öyle derin
kuyularda buluruz ki kendimizi, oldukça da şaşırtıcı olur.
Peki ne yapmalı?
Tabii ki sorun da değil, çözüme geçmeli. Bu konuyu nasıl çözebilirim noktasına gelmeyi başardıysanız
zaten en önemli aşama demektir. Ancak kontrol edemediğimiz bilinçaltımız, bizi çoğu zaman bu
aşamadan uzak tutar, çözüme geçmekten ve harekete geçmekten. Zaten o nedenle yazdığım kadar
çözümlerde basit olmuyor. Her yazı da dönüp gene bilinçaltına geldiğimi düşünebilirsiniz, bu çok
normal. Bilinçaltı bizim kontrol edemediğimiz tüm duygularımızın ana kontrol merkezi olduğundan
dolayı, kontrolsüz kalan her durum için ilk oraya bakmalı. Çünkü bilinçaltınızdaki negatif kalıplarınız
temizlendiğinde dünyanız değişiyor. Tabii ki bu bilinçli bir uzman eşliğinde yapılmalı, herkese emanet
edilebilir bir alan değil.
Ve çıkış noktası da tabiî ki duygular, ancak duygularını arka plana atmış toplum ve insan grupları, fark
etmeden kendlerini zamanla düşünmeye adayabiliyor tabii ki, çok düşünce de çok yorgunluk
oluşturabiliyor bedende.
Bedenimizin ve zihnimizin sağlıklı ve az konuşan huzurlu bir zihne sahip olmak dileğiyle.
Doğa Gülay Cirban
Regresyon Uzmanı / İlişki ve Evlilik Danışmanı
www.dogagulaycirban.com